Şiirbul.Net - Eser'in Şiir Defteri
Şiir Hakkında

Şiir'in Tanımı

Şiir, kelime anlamı olarak "bilme, tanıma, anlama" manasındadır. Bizim için asıl önemli olan ıstılah (terim) manasıdır. Fakat eski zamanlardan günümüze kadar binlerce şiir tanımı yapılmıştır. Her yazarın veya her şairin kendisine göre bir şiir tanımı vardır:
Mehmet Doğan: "Vezne veya vezin tesiri oluşturan ahenge sahip, kafiyeli veya kafiye tesiri uyandıran ses uyuşumu oluşturan edebi eser" olarak tanımlar.
TDK sözlüğü ise: "Zengin sembollerle, ritimli sözlerle ve seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimidir" şeklinde tarif eder. Osmanlı döneminde genel olarak “mevzun ve mukaffa söz” yani “vezinli ve kafiyeli söz” tanımı kabul görmüştür.
Yahya Kemâl'e göre şiir musikidir, fakat bildiğimiz musikiden farklı bir musikidir.
Cahit Sıtkı'ya göre, "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır."
Ahmet Haşim şiiri: "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar. Necip Fazıl'a göre şiir: "Mutlak hakikati arama işidir."

Bu kadar fazla şiir tanımının olmasını Ahmet Kabaklı şöyle izah etmekte: "Nesirde nasıl yazarın bir üslubu olursa, şiirin içinde de şairin bir sırrı olur. Ve şair adedince sır (üslub) vardır ki bu da şair adedince şiir tanımının olduğunu gösterir."

Şiir'in Tarihi

İlk şiirler dini kaynaklıdır. Din adamları halka dini inanışları aktarabilmek, onları heyecana getirebilmek için ses benzerlikleri ile duygulu bir anlatım tarzı geliştirmişlerdir. Nesire yakın olan bu tarz iptidai şiirler, zamanla tekâmül etmiştir.
Söz sihir gibi tesirlidir. Sözün sihir gücünü artırmak için şiir kullanılmış ve din adamları ile başlayan şiirler günden güne gelişmiştir. Öyle ki cahiliye devri Araplarında şiir zirve noktalara çıkmış, insanlar birbirlerine irticâlen söyledikleri şiirlerle hitap eder olmuştur.

Cahiliye döneminde senenin belli mevsimlerinde düzenlenen panayırlarda şiir yarışmaları da yapılır ve birinci gelen şiirler Kabe’nin duvarına asılırdı. İşte şiirin ve sözün bu derece ileri seviyede olduğu bir topluma inen Kur’an ayetleri, bütün şiirleri ve bütün sözleri aciz bırakan bir mucize oldu.

Şanlı ecdadımızın da hayatında şiir çok önemli bir yere sahipti. Öyle ki Osmanlı yaşantısı demek şiir demek, Osmanlı demek de şair demekti. Osmanlı şiirinin kaynağı da dini idi. Kur’an-ı Kerim ayetleri, Hadis-i Şerifler, dini ilimler, İslam tarihi, peygamber kıssaları, mucizeler ve kerametler Osmanlı şiirinin muhtevasını oluşturuyordu.

Bu sıra hiçbir şekilde bozulmazdı. Bugün bile bizlerin ulaşamadığı nice kimselere bu şiirler güzel öğütler vermeye devam ediyor. Günümüzde ise şiir hem konu hem de şekil itibariyle çok fazla çeşitlilik göstermektedir. Şiir ve musikinin insanlara tesir bakımından hiç yabana atılmayacak büyük bir tebliğ vasıtası olduğunu unutmayalım.

Şiir'in Türleri

Lirik şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Epik şiir
Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlik konuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatında kasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epik özellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan, epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır.

Didaktik şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Pastoral şiir
Doğa şiirlerini, çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şair doğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanla karşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa “eglog” adını alır.

Satirik şiir
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.

Dramatik şiir
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.
Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.

Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...

Dost Siteler

alieren

fikra_deposu

ruyamda

egehaber